25 Mart 2015 Çarşamba

Korkular, endişeler..
Beynini yiyip bitiren
Hep aynı hayal kırıklıkları...

Bir düş gördüm, beyazlar için de
Masum bir kız elini uzatıyordu
Yalnız değilsin bırak üzülmeyi diye fısıldadı
Dünya bu kadar kirliyken, ben bu kadar kirlenmişken 
Nasıl siyaha beyaz derdim
Görmek istediğimin beyaz olduğu için mi?
Nasıl inanırdı göğsümün solunda ki boşluk
Nasıl?

ve teslim oldum.

Boşluk

Herşey birer tehlikeli oyun
Nefes almak, uyku da ölmemek
hayal kırıklığı yaşamamak için verilen mücadele
ve Aşık olmak
Evet, hep bir tehlike söz konusu
İki kişilik bir hayat mı?
ideallerin, hedeflerin olduğu, 
Sınırlar, çizgilerler içinde yaşadığımız basma kalıp bir dünya mı?
Neydi cazip gelen?

21 Mart 2015 Cumartesi

Canan

CANAN
Canan ki Degüstasyon'a gelmez
Balıkpazarı na hiç gelmez
                      Orhan Veli

20 Mart 2015 Cuma

Meçhul Öğrenci Anıtı

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?
En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Ece Ayhan

16 Mart 2015 Pazartesi

Uykusuz ve yorgun gecelerimin ertesinde, tatlı, naif bir gülümsemeye neden olan kadın..
Kötü bir şaraba küsecek değiliz ya!
Salkım saçak bir hayatı toparlamaya ant içmişiz,
Gider üzümü de bağından toplarız.

11 Mart 2015 Çarşamba

.../ekmek davası bir çocuğa vuruldu.../bir annenin feryadına bıraktım son nefesi.../ben haketmedim gelin alın kiminse bu ölüm.../çocuktu ömrüm yaktınız beni kötü emellerinize.../ Unutulmayacak ve niceleri.!...

8 Mart 2015 Pazar

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

onlar ki toprakta karınca, suda balık,
havada kuş kadar çokturlar;
korkak, cesur, hakim ve çocukturlar
kahreden ve yaratan ki onlardır,
destanımızda yalnız onların maceraları vardır.

NAZIM HİKMET

6 Mart 2015 Cuma

Herkes Gitmek İstiyor

Bu günlerde herkes gitmek istiyor.
Küçük bir sahil kasabasına,
Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok.
Kiminle konuşsam aynı şey...
Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
Bir kendisi...
Bu yeter zaten.
Herşeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.
Hadi kendimize razıyız diyelim,
Öteki de olmuyor;
Yani herşeyi yüzsütü bırakmak göze alınmıyor.
Böyle gidiyoruz işte.
Bir yanımız "kalk gidelim",
Öbür yanımız "otur" diyor.
"O"tur" diyen kazanıyor.
O yan kalabalık zira...
İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
Güvende olma duygusu...
En kötüsü alışkanlık...
Alışkanlığın verdiği rahatlık,
Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz...
Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler,
Bir çocuk daha doğurmalar,
Borçlara girmeler,
İşi büyütmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal ben;
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.
Değil bu şehirden gitmek,
İki sokak öteye taşınamıyorum.
Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
"Sırtında yumurta küfesi taşımak" diye bir deyim vardır.
Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler...
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
Ölüm var zira!
Ölüme inat tutunmak lazım,
İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.
Var tabi yapanlar, ama az.
Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif denk olsa...
Gün içinde mesela;
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün?
Sabah 9 akşam 18...
Sonra başka mecburiyetler...
Sıkışıp kaldık...
Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani...
Ne saçma...
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba..
Ben her bahar aşık olmam
Ama her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç, ama olsun...
İstemek de güzel

Can Yücel